Her şeyin bir bedeli var, iyiliğin de kötülüğün de

Açıklama: Bu haftaki konuğumuz Ankara'da Merve Unlu Mamulleri'nin sahibi Babik'li Hikmet Öztürk.
Kategori: Röportajlar
Eklenme Tarihi: 10 Aralık 2010
Geçerli Tarih: 21 Mart 2023, 13:18
Site: Senoz Deresi
URL: http://www.senozderesi.com/haber_detay.asp?haberID=956


Hafta sonu Ankara'ya Senozlu dostlarımızı ziyaret edip hem de senozderesi.com için bir iki röportaj yapmak  için gitmiştik. Bizi ağırlayan Ankara'daki senozlu abilerimiz ve kardeşlerimize buradan teşekkür ediyoruz. İlk sohbetimiz Babik'ten Hikmet Öztürk. Buyrun sohbetimize.
 

*Hikmet bey, sizi tanıyabilir miyiz?

 

Ben Hocaoğlu (Hocin) Hikmet Öztürk. Hamit ve Hatice’nin oğluyum. Resmi kayıtlarda 01.01.1961 doğumluyum, ama asıl doğum tarihim 1960 senesinin harman (Eylül-Ekim) ayıdır. İlk okulu Babik’te Çukurluhoca İlkokulu’nda, orta okulun 1. sınıfının ilk yarısını Kaptanpaşa’da okuduktan sonra İstanbul’a horkurarım Mustafa Kasar, horkurum Emine Kasar’ın yanına gittim.

Orta okulun kalan kısmını Beykoz Fevzi Çakmak, liseyi ise evci yatılı olarak Kabataş Erkek Lisesi’nde okudum. Bu arada Süleyman Karadeniz hocama ve bu vesile ile bütün hocalarıma ölenlere Allah’tan rahmet, sağ olanlara uzun ömürler dilyorum. Liseden sonra rahmetli Naci Yalçınkaya’nın sahibi olduğu Toya Makine Sanayi A.Ş.’de bir buçuk sene çalıştım. Allah rahmet etsin. Onun sayesinde iki sene önce emekli oldum. Bu vesile ile oğlu Serdar Yalçınkaya’ya sevgilerimi gönderiyorum.

 

Bu arada okullar yaz tatiline girince daimi adresim Babik oluyordu. 1986 yılının Haziran ayında Ankara’ya geldim. Keçiören-Etlik Mahallesi’nde ‘Hocaoğlu Market’i açtım. 1988 yılında eşim Emine hanım ile evlendim. 1989 doğumlu İsmail, 1994 doğumlu Berkay isimli iki oğlumuz oldu. Şu anda İsmail Üniversite 3. sınıf, Berkay ise lise 3. sınıfta eğitimlerine devam ediyorlar. Allah sağlık sıhhat huzur ve mutluluk içerisinde uzun ömürler versin. Bu arada 1990 yılının Ocak ayında market işini bırakarak şu anda bulunduğumuz fırını babamın maddi, Babik’ten Voleni Ahmet Çağırankaya’nın manevi desteği ile aldım. O günden bugüne kadar bu mesleği yürütüyorum.

 

*İş hayatınızı özetler misiniz?

 

İş hayatı dediğim gibi 3 sene civarında marketçilik, 20 sene civarında fırıncılık ve pastacılık ile devam ediyor. Fırıncılığa yeğenim Ahmet Taşçı ile birlikte devam ediyoruz. Mesleğimiz sıkıntılı bir meslek olmasına rağmen iyi bir şekilde devam ettirmeye çalışıyorum. Bizim meslekte en büyük sıkıntı denetimsizlik. İnanın benim fırınımda abartmıyorum 15 senedir bir tane ekmek, görevliler tarafından teraziye konulup tartılmamıştır. İnsanlar vicdanı ile baş başa bırakılmış. Gerisini siz düşünün. Mesleğimizin iyi yerlere gelebilmesi için Halk Ekmek fabrikalarının kesinlikle kapatılması ve mevcut fırınlar üzerindeki sivil ve kamu denetimlerinin yüzde yüz arttırılması gerekmektedir. O zaman belki haksız rekabet ortadan kalkar ve bundan vatandaşlar da meslektaşlarımız da kârlı çıkar.

 

*Biliyorsunuz, Senoz Vadisinde, derelerimizde HES santralleri yapılıyor. Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?

Yunus bey, kaş yapayım derken göz çıkartmamak lazım. Bana göre bizim Senoz deresinin gözlerini çıkartıyorlar. Telafisi mümkün olmayan işler yapılıyor. Damarlarımız kesiliyor, suyumuz, ormanımız, deremiz vadimiz, arazilerimiz, köyümüz, yaylalarımız, dağlarımız elimizden alınıyor. Kimsenin sesi çıkmıyor. Böyle bir şey olur mu? Elektrik elbette gerekli olan bir unsur, ama yapılacak yerlerin iyi etüd edilmesi lazım. Bir öğretim görevlisini izledim, söylediği şu: Senoz Vadisine yapılacak olan yatırımı mevcut elektrik sistemlerinin alt yapısına yapsalar Senoz Vadisinden elde edilecek elektriğin çok daha fazlasını elde ederler. Demek oluyor ki burada başka bir mesele var, o da nedir biliyor musun? Söyleyeyim, bütün dünyanın meselesi olan SU meselesi. Başka bir şey olmadan yaşamını sürdürebilirsin, ama su olmadan asla sürdüremezsin. Devletimizi, milletimizi aklı selimle düşünmeye davet ediyorum.

 

*Biraz da köylere dönelim. Tatillerde köylere gidebiliyor musunuz?

 

Elbette gidiyorum. Mümkün olduğu kadar da kalmaya gayret ediyorum. Gitmediğimiz zaman da senozderesi.com sitesi ile gitmiş gibi oluyoruz. Bu sene 14 gün kaldım, 3 gün balığa gittim. O balığın yemesi değil, ama tutması ayrı bir güzel. (Olta ile olmak şartıyla) Babik’ten başlıyorum balık tutmaya, bir bakmışım Hahonç’u geçmişim. Nasıl vakit geçiyor anlamıyorsun. Bu sene yaylalara gidemedim, ama Moholosun dağının anasını ağlattık. Selam olsun dağlara…

 

*Söylemek istediğiniz bir şeyler varsa…

Yunus bey İstanbul’dan buralara geldiniz. Size ve senozderesi.com ekibine teşekkür ederim. Bu arada sitenizi çok beğendiğimi belirtmek isterim. Her gün bakıyorum desem az olur. Çok başarılısınız, tebrik ederim. Son söz benim çok sevdiğim Ankara Fırıncılar Odaları Başkanı ağbim Orhan Yaralı’nın bir sözü var onu söylemek istiyorum. O da şudur: ‘Her şeyin bir bedeli var. İyiliğin de kütülüğün de.’ Bu sözü herkes iyi tahlil ederse çok daha güzel gelecek günler bizi bekliyor. Bütün aileme, akrabalarıma, arkadaşlarıma, senozderesine ve size ayrı ayrı selamlar eder saygı ve sevgilerimi sunarım. Hoşakalın, dostçakalın. (Y.Çakır)

senozderesi.com haber merkezi