Son dakika haberi bulunmamaktadır.   Senoz Esnaf  
Senoz Deresi
Anasayfa | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Animasyonlar | Anketler | Sitene Ekle | Mesaj Gönder | Sohbet | MircScriptİndir

HABER ARA


Gelişmiş Ara

EN ÇOK OKUNANLAR

“Referans kaynağımız!”

Okunma  Yazar : AbdurrahmanAkın
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 1610
Tarih  Tarih : 14 Mayıs 2015, 18:44

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Benim çocukluğum, hamd olsun Kuran-ı Kerim okunan bir evde geçti… İslami hassasiyetlerin önceliği olan bu ortam doğal olarak benim kişiliğimin şekillenmesin de çok önemli bir yer tutuyordu…

Ben ve ailemin diğer fertleri için İslamiyet’in ibadet ve geleneklerini ilgilendiren kısımları çok önem arz ederdi. Kuran okumak, Namaz, oruç, dini bayramlarımız, sosyal yardımlaşma hayatımızda ki olmazsa olmazlarımızdı… Bu ortamda büyürken; İslam’ın ihtiva ettiği ibadet ve hayat nizamının fert ve cemiyet hakkında ki görüşlerini öğrenme derdimizin olmadığını çok zaman sonra öğrenecektim!

Her husustaki İslami emirler ve o emirlerin müşterek gayesini anlamak, fert ve cemiyet planında bu gayeyi hayat haline getirmenin alt yapısından uzak, çocukluk yıllarımızdan gençlik yıllarımıza geldim!

Ben çocukluğumdan bu yana hayal kurmayı, kurduğum hayallerle zihnimi meşgul etmeyi seven bir insanım…

Size, çocukken çevremde anlatılan bir örnekleme üzerine kurduğum hayalimden bahsedeyim ama gülmeyin!

Çocukken anlatılırdı çevrem de; insan öldüğün de “eğreti otu” gibi mezarın da dirilecek diye. Benim o gün ki idrakim bunu o kadar önemsemiş ve inanmıştı ki, Çayeli 9 Mart İlkokulun da okurken sınıf arkadaşlarıma anlatmış ve onların bu bilgiye sahip olmadığını görünce de ilk köye çıktığımda sınıf arkadaşlarıma bu “eğreti otunu” getirerek; “işte biz öldüğümüzde böyle dirileceğiz” meselesini ispatlamış olacaktım! Eğreti otu dediğimiz bitki; insan vücuduna benze bir şekilde yaratılmış. Sanki başı, kolları, gözü ve ayağı var izlenimi verir insana ilk bakışta! 

Hayalim de canlandırdığım bu küçük resimler sade ama benim ruhumu tatmin eden duygulardı. İstiyordum ki bildiklerimi bilmeyenlere öğreteyim! Öylede yaptım. Köye ilk çıkışım da bahsettiğim o otu akşam özene bezene bir naylon torbanın içine koydum ve Çayeli’nde ki sınıf arkadaşlarıma göstermeye getirdim! Fakat dalından kopardığım ve saklamak için koyduğum naylon torbanın için de zavallı “eğreti otu” boynunu büküp kurumaya başlamıştı! Ama ben yine de iddiamı ispat etmenin huzurunu yaşadım diyebilirim!...

Bu düşüncelerin hayâlım de oluşturduğu din algısı delikanlılık çağım da büyük bir devrime de aslında gebe oldu diyebilirim! Özellikle okuma serüveninin bende tavan yaptığı lise ve o süreyi takıp eden yıllarda(bugün bu serüven üzülerek ifade edebilirim kesintiye uğradı!) dine bakışımı tamamen değiştirmeye yetti!

Bu değişimin en büyük nedeni sizi temin ederim ki; Kuran-i Kerim-i bizzat okumak oldu. Ben din âlimi değilim, Kuran-i yüzünden ancak okuyabilen cahil bir Müslümanım. Ama şunu da yapmaya gayret ettim hayatım boyunca. Kitabimizin, Türkçe anlamını bol bol okuyarak, meallere de bakıp kendim ne anlıyorum bu ayetlerden diye de düşündüm…

Güvendiğimiz tefsirleri okumak ve bizim bu tefsirlere ekleyecek bir şeylerimiz olduğunu hep düşündüm! Kuran bir mucize ise ve bu mucize hala devam ediyorsa; bizim O’nu her okuyuşumuzda yeni bir şeyler vermesi ve bizi her okuyuşumuzda değiştirmesi de o denli mucizevi bir durum olmalı!

Yüce Kitabımızın, insanı, cemiyeti anlatan ve yol gösteren sihri dün olduğu gibi bugün de mucizevi bir şekil de devam ediyor. Ben kendi adıma diyebilirim ki; çocukluğum da duyduğum o güzel Kuran sesini bugün anlamlandırma çabam beni idrak etmenin ötesin de şuurlanmam da önemli bir kilometre taşı olmuştur. 

Şunu özellikle ifade etmek istiyorum. Benim için hayat da hiçbir makam, şan şöhret, servet güzel bir sesle okunan Kuran tilavetinin yerini tutmamıştır. Şahsen o kadar arzu ederdim ki güzel Kuran okumayı; bu arzumu kelimelere bile dökmekten acizim diyebilirim!..

Yıllar geçtikçe Kuran’ı her okuyuşum da ki anlam dolu resimler bende daha farklı kapılar açmaya başladı… Aslında bu yazım da o resimlerden bir tanesini sizlerle paylaşmak, o resim üzerin de tefekkür etmemizi sağlamak niyetindeydim! 

Peygamber kıssalarının geçtiği Ayetler, dağları, bitkileri resm eden Ayetlerin, özellikle “Beled Süresi”nin zihnim de oluşturduğu resimleri kendimce izah edecektim… Ama işin teferruatına dalınca şimdilik bu kadarla yetineceğim. 

Yalnız şunu ifade edemeden de geçemeyeceğim; “kaba softa, ham yobaz” olmamak için ilk önce müracaat edeceğimiz referans kaynağımız yüce Kitabimiz olsun!

Çünkü, karşılıklı konuşamıyoruz bir nevi monolog oluyor benim yazdıklarım. Siz okuyucular da ses vermeyince ben olabildiğince yazılarımı kısa tutmaya özen gösteriyorum!

Son olarak, Peygamberimiz için Rabbimizin hitabı olan bir Ayet-i vererek tefekkürümüze kapı aralamak istiyorum. Ve bu Ayeti okurken şu an nazil oluyormuş gibi muhayyelimizi harekete geçirelim…

“De ki; Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın…”(Al-i İmran Süresi-31) 

Görüşmek üzere, Allah’a emanet olunuz…


Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Bu Yazarın Önceki Yazıları

Son Haberler

Umut yarını değiştirme çabasıdır!07 Temmuz 2019
RadyoSenoz
 
İSTEK GÖNDER

FOTOĞRAF GALERİLERİ

Yayınlanan yazıları kaynak göstererek yayınlamak serbesttir. © Copyright 2004-2009
Yazar Girisi | Altyap: MyDesign Haber